Zamanaşımı Rehberi: Hangi Alacak Ne Kadar Sürede Zamanaşımına Uğrar?

Son güncelleme:

Alacağınızı zamanında tahsil edemezseniz ne olur? Türk hukukunda zamanaşımı, alacaklının hakkını belirli bir süre içinde ileri sürmemesi hâlinde borçlunun ödeme yükümlülüğünden kurtulmasını sağlayan bir savunma aracıdır. Kira alacağı, işçilik alacağı, çek ve senet bedeli, trafik kazası tazminatı gibi her alacak türünün farklı bir zamanaşımı süresi vardır; bu süreler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ile özel kanunlarda düzenlenmiştir. Süre dolduktan sonra dava açılsa bile borçlu zamanaşımı def’ini ileri sürerse alacaklı, mahkemeden alacağını tahsil edemez. Bu rehberde hangi alacağın ne kadar sürede zamanaşımına uğradığını, süreyi kesen ve durduran hâlleri, süre kaçırıldığında neler yapılabileceğini madde madde ve tablolarla açıklıyoruz.

Zamanaşımı Nedir? Hak Düşürücü Süreden Farkı Ne?

Zamanaşımı, bir alacağın belli bir süre kullanılmaması nedeniyle dava edilebilme özelliğini kaybetmesidir. Önemli nokta şudur: zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz; borç, ahlaki ve eksik anlamda varlığını sürdürür. Borçlu, zamanaşımını ileri sürmediği sürece borcu ödemekle yükümlüdür; ileri sürerse mahkeme davayı reddeder. Hak düşürücü süre ise buna benzemez: hak düşürücü süre dolunca hak, kendiliğinden ortadan kalkar ve mahkeme bunu resen dikkate alır. Örneğin satın alınan maldaki ayıbın bir ay içinde satıcıya bildirilmesi (TBK m.223) hak düşürücü bir süredir; ayıp ihbarı yapılmazsa seçimlik haklar kaybolur. Zamanaşımında ise borçlu süreyi ileri sürmediği takdirde mahkeme bu durumu kendiliğinden dikkate alamaz.

Genel Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde her alacak, muaccel olduğu tarihten itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. On yıllık genel süre, bir üst sınır işlevi görür: kanunda belirli bir süre öngörülmemiş olan sözleşme alacakları, cezai şart alacakları, iade ve istihkak talepleri genel olarak on yılda zamanaşımına uğrar. Örneğin noter sözleşmesiyle verilen ödünç para alacağında, sözleşmede vadeye bağlanmışsa vadenin geldiği tarihten, vadesizse ihtarın tebliğ edildiği tarihten itibaren on yıl geçmeden dava açılması gerekir. On yıllık süre aynı zamanda pek çok özel düzenlemenin de üst sınırını oluşturur; örneğin haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme alacaklarında kısa süre kaçırılsa bile on yıllık üst sınır içinde dava açma imkânı korunur.

Beş Yıllık Zamanaşımına Tabi Alacaklar Hangileridir?

TBK m.147’de beş yıllık zamanaşımına tabi alacaklar tek tek sayılmıştır. Bunların başında kira bedeli, anapara faizi, ücret ve her türlü dönemsel edim gelir. Aynı maddeye göre kira sözleşmesinden doğan diğer alacaklar, hizmet ve eser sözleşmelerinden doğan alacaklar, vekalet sözleşmesinden doğan alacaklar, işçi ve işveren alacakları beş yıllık süreye tabidir. Uygulamada en çok karşılaşılan yanılgı, kira alacağının on yıllık genel süreye tabi olduğunun sanılmasıdır; oysa aylık kira bedelleri muaccel oldukları tarihten itibaren beş yılda zamanaşımına uğrar. Benzer şekilde satıcının ayıplı mala karşı sorumluluğu taşınırlarda iki yıl (TBK m.231), taşınmazlarda beş yıldır. Bu sürelerin her birinin başlangıç noktası da farklıdır; örneğin dönemsel edimlerde her taksitin muaccel olduğu tarih ayrı ayrı başlangıç kabul edilir.

İşçi Alacaklarında Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?

İşçilik alacaklarında durum, 4857 sayılı İş Kanunu ile TBK’nın birlikte uygulanmasıyla belirlenir. İş Kanunu m.32’nin son fıkrasına göre ücret alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir; Yargıtay kararları gereği kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve hafta tatili alacakları da beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, alacağın muaccel olduğu tarihten işler. Örneğin 2021 yılı Ocak ayında çalışılan fazla mesai ücreti için iş sözleşmesi devam ederken dava açılmadıysa ve süre kesilmediyse, 2026 Ocak sonrasında bu alacak zamanaşımına uğrar. Pratikte işçinin elinde işveren tarafından imzalanmış bordro, banka ödeme kaydı veya yazılı ikrar varsa zamanaşımı kesilmiş sayılabilir. İşçi alacaklarında zamanaşımı hesabı, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmasıyla durur; bu nedenle süresi dolmak üzere olan alacaklarda arabuluculuk başvurusu, zamanında atılması gereken kritik bir adımdır.

Trafik Kazası ve Tazminat Davalarında Zamanaşımı Nasıl İşler?

Trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde iki ayrı süre birlikte uygulanır. TBK m.72’ye göre haksız fiil tazminatı, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bunun yanında Karayolları Trafik Kanunu m.109, motorlu araç kazalarından doğan talepleri özel olarak düzenlemiştir: sigorta şirketine karşı taleplerde süre, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl; her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıldır. Örneğin 2025 yılında kazaya karışan ve değer kaybı oluşan bir aracın sahibi, kaza tarihinden itibaren on yıl geçmemiş olsa bile zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içinde sigorta şirketine başvurmazsa tazminat hakkını kaybeder. Bu nedenle kaza sonrasında başvurunun geciktirilmemesi, bilirkişi raporu ve tutanak gibi delillerin saklanması büyük önem taşır.

Zamanaşımını Kesen ve Durduran Hâller Nelerdir?

Zamanaşımı süresi işlerken bazı olaylar süreyi keser; süre kesilince işlemiş süre silinir ve süre yeniden işlemeye başlar. TBK m.154’e göre borçlunun borcu yazılı olarak ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması, faiz veya teminat vermesi ile dava açılması veya icra takibi başlatılması zamanaşımını keser. Örneğin 2023’te muaccel olan bir senet borcu için 2025’te icra takibi başlatılırsa zamanaşımı kesilir ve on yıllık süre yeniden işlemeye başlar. Durduran hâllerde ise süre durur, durma nedeni ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder. TBK m.153’e göre velayet veya vesayet altında bulunanların kendi temsilcilerine karşı alacaklarında, eşlerin evlilik birliği süresince birbirlerine karşı alacaklarında ve mirasçılık sıfatına bağlı durumlarda zamanaşımı işlemez. İşçilik alacaklarında zorunlu arabuluculuk başvurusu da süreyi durdurur; arabuluculuk tutanağının düzenlenmesinden itibaren süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Zamanaşımı Def’i Kendiliğinden Dikkate Alınır mı?

Zamanaşımı, niteliği gereği bir def’idir; yani ileri sürülmesi borçlunun iradesine bağlıdır. TBK m.161’e göre zamanaşımı, borçlu tarafından ileri sürülmedikçe mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Mahkeme, dava dosyasında zamanaşımının dolduğunu tespit etse bile borçlu bu iddiayı dilekçesinde veya duruşmada açıkça öne sürmezse davayı esastan incelemeye devam eder. Bu kuralın pratik sonucu büyüktür: borçlu, cevap dilekçesinde veya yargılamanın her aşamasında zamanaşımı def’ini ileri sürebilir; def’i ileri sürülmezse alacaklı, süresi dolmuş bir alacağı dahi tahsil edebilir. Dava açılmadan önce borçlunun zamanaşımı süresini öğrenmesi ve savunmasını buna göre kurması, dava masraflarından kaçınmak açısından da önemlidir.

Alacak Türlerine Göre Zamanaşımı Süreleri Tablosu

Aşağıdaki tabloda en sık karşılaşılan alacak türlerinin zamanaşımı süreleri özetlenmiştir:

Alacak TürüSüreBaşlangıç NoktasıYasal Dayanak
Genel sözleşme alacakları10 yılMuacceliyet tarihiTBK m.146
Kira bedeli ve dönemsel edimler5 yılHer bir muacceliyet tarihiTBK m.147
İşçi ücret, kıdem, ihbar, fazla mesai alacakları5 yılMuacceliyet tarihiİK m.32, TBK m.147
Çek bedeli3 yılİbraz süresinin bitimiTTK m.810
Bono bedeli (muhatap/keşideciye karşı)3 yılVade tarihiTTK m.661
Haksız fiil tazminatı2 yıl / 10 yılZarar ve failin öğrenilmesi / fiil tarihiTBK m.72
Trafik (sigorta) tazminatı2 yıl / 10 yılZarar ve sorumlunun öğrenilmesi / kaza tarihiKTK m.109
Ayıplı mal (taşınır)2 yılTeslim tarihiTBK m.231
Ayıplı mal (taşınmaz)5 yılTeslim tarihiTBK m.231
Sebepsiz zenginleşme2 yıl / 10 yılÖğrenme / zenginleşme tarihiTBK m.82

Bu tabloda yer alan sürelerin tamamı, kesilme ve durma nedenleriyle uzayabilir. Bu nedenle her somut olayda bir avukata danışarak süre hesabı yaptırmak gerekir.

Zamanaşımı Süresi Dolduktan Sonra Ödeme Yapılırsa Ne Olur?

Zamanaşımına uğramış bir borç için yapılan ödeme geri istenemez. TBK m.160’a göre zamanaşımına uğramış borcun ödenmesi, borçlunun ödemenin zamanaşımına uğradığını bilmeden yapmış olması hâlinde dahi istemde bulunulmasına yol açmaz; yani ödenen tutar “geçersiz ödeme” sayılmaz ve iadesi talep edilemez. Bunun dışında borçlu, zamanaşımına uğramış borç için teminat verirse veya faiz öderse bu işlemler de geçerlidir. Yine TBK m.160’a göre zamanaşımına uğramış borç için senet veya çek düzenlenirse borç yenilenmiş sayılır ve yeni bir alacak doğar. Bu düzenlemelerin ortak amacı, süresi dolmuş alacaklar konusunda hukuki belirliliği korumaktır; ödeme yapan borçlu, süre dolduğunu sonradan öğrense bile ödediği tutarı geri alamaz.

Zamanaşımı Süresi Kaçırılırsa Ne Yapılabilir?

Süre kaçırıldığında ilk akla gelen, davacının hak kaybı yaşadığıdır; ancak bazı istisnai imkânlar mevcuttur. Borçluya karşı dava açılmadan önce, alacaklının davayı süresinde açamamasının haklı bir nedene dayanması hâlinde HMK m.95 vd. düzenlenen “eski hâle getirme” kurumu devreye girer; bu yol, doğal afet, hastalık, tebligatın usulsüzlüğü gibi kusursuz gecikme hâllerinde başvurulabilir. Ayrıca zamanaşımının işlemeye başladığı tarihin doğru hesaplanmadığı, sürenin kesildiği veya durduğu yönündeki iddialar, somut delillerle ortaya konulursa davada savunma konusu yapılabilir. Son olarak borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürmemesi hâlinde davanın esastan kazanılabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle süre hesaplamasında mutlaka konusunda uzman bir avukattan destek alınmalıdır.

Sonuç

Zamanaşımı, hem alacaklı hem borçlu açısından hayati önem taşıyan bir kavramdır. Alacaklılar, alacak türüne göre değişen iki, üç, beş veya on yıllık süreleri kaçırmamak için haklarını zamanında dava, icra takibi veya arabuluculuk yoluyla ileri sürmeli; borçlular ise kendilerine yöneltilen taleplerde zamanaşımı def’ini gündeme getirmelidir. Her somut olayda sürenin başlangıcı, kesilme ve durma nedenleri farklılık gösterdiğinden hukuki destek almak en güvenli yoldur. Dava ve icra masraflarını önceden bilmek isterseniz Dava Masrafları ve Harçlar 2026 rehberimize, süresi dolmadan hak arama yolları için de İcra Takibi Gelen Ne Yapmalı? yazımıza göz atabilirsiniz.

Son güncelleme: Ağustos 2026. Mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle bilgiler güncellenebilir; yürürlükteki hâli resmi kaynaklardan kontrol ediniz.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık değildir, avukatınıza danışınız.

Sık Sorulan Sorular

Zamanaşımı süresi ne zaman işlemeye başlar?

Kural olarak alacağın muaccel olduğu, yani ödenmesi gereken tarihte zamanaşımı işlemeye başlar. Sözleşmede vade belirlenmişse vade tarihi, vade yoksa borçlunun ihtar edildiği tarih başlangıçtır. Haksız fiil ve trafik kazası gibi durumlarda süre, zararın ve zarar verenin öğrenildiği tarihten itibaren işler.

Zamanaşımı ne zaman kesilir?

Dava açılması, icra takibi başlatılması, borçlunun borcu yazılı olarak ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması, faiz veya teminat vermesi zamanaşımını keser (TBK m.154). Süre kesilince işlemiş kısım silinir ve süre yeniden başlar.

İş mahkemesinde arabuluculuk zamanaşımını durdurur mu?

Evet. Dava şartı arabuluculuğa başvurulması zamanaşımını durdurur; arabuluculuk sona erdiği tarihten itibaren süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Bu nedenle süresi dolmak üzere olan işçi alacaklarında arabuluculuk başvurusu, süreyi durduran önemli bir koruma sağlar.

Çek ve senet alacaklarında süre ne kadardır?

Çek bedeli, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl içinde istenmelidir (TTK m.810). Bonoda muhatap ve keşideciye karşı talepler vade tarihinden itibaren üç yıl, cirantalar arası rücu talepleri ise daha kısa sürelere tabidir (TTK m.661).

Zamanaşımına uğramış borcun ödenmesi geri istenebilir mi?

Hayır. TBK m.160’a göre zamanaşımına uğramış borcun bilerek veya bilmeyerek ödenmesi hâlinde ödenen tutar geri istenemez. Ancak bu borç için yeni bir senet düzenlenirse borç yenilenmiş sayılır ve yeni alacak doğar.

Zamanaşımı def’i en geç ne zaman ileri sürülmelidir?

Zamanaşımı def’i, yargılamanın herhangi bir aşamasında ileri sürülebilir; ancak uygulamada cevap dilekçesi ile birlikte öne sürülmesi önerilir. Def’i ileri sürülmezse mahkeme zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz.

Bu rehber 14 Ağustos 2026 tarihinde mevzuatla karşılaştırılarak gözden geçirildi.

Bu hukuk dalındaki diğer rehberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir